"Barış Ödülü", küfretmenin acıyı azalttığını ortaya çıkaran araştırmacılara gitti... ABD’deki Harvard Üniversitesi’nin esprili, yaratıcı ve garip bilimsel çalışmalara verdiği "IgNobel" ödülleri bu yılki sahiplerini buldu. Önce güldüren sonra düşündüren "IgNobel" ödülleri, geleneksel Nobel ödüllerini kazananların açıklanmasına birkaç hafta kala Harvard Üniversitesi’nde düzenlenen törenle verildi. Mühendislik dalındaki ödülü, balinaların salyasını tespit etmek için uzaktan kumandalı helikopter icat eden İngiliz ve Meksikalı araştırmacılar alırken, Tıp Ödülü’nün sahibi astımın Rusya’daki dağlarda gezinerek tedavi edilebileceğini öne süren Hollandalı iki bilim adamı oldu. Fizik dalındaki ödülü, buz tutmuş yollarda kayma sorunlarının tümünün çorapların ayakkabının üzerine giyilmesiyle ortadan kaldırılabileceğini gösteren çalışmalarıyla Yeni Zelanda’nın Otago Üniversitesi’nden araştırmacılar aldı. Küfretmenin acıyı azalttığını ortaya çıkara...
CeBIT Bilişim 2010′da Ulaştırma Bakanımız, “Facebook kapatılacak mı?” sorusuna verdiği cevap içinde demiş ki: “İsrail’de, Almanya’da, Brezilya’da başka davranacaksınız, onların dediklerini yapacaksınız, Türkiye’ye gelince ‘Ben yapmam’ diyeceksiniz. Türk halkı bunu kabul etmez. Gerekirse kendi çözümünü de üretir.” 2.5 senedir YouTube, bugün de Facebook sizi önemsemiyorsa, yapacağınız en kolay şey, tabii ki “karşıyı suçlamak” olacaktır. Halkı da kolayca kendi tarafına çekecek zekice bir manevradır bu. Önce ‘kendine’ bakmaksa zor olandır. “Bir internet sitesi benim liderlik yaptığım bu devleti nasıl muhatap almaz, bu nasıl mümkün olabilir?” sorusu mesela kişinin önce bir yutkunmasına yol açabilir! Cevabı Carly Fiorina vermiş: “Bir lider olarak davranışlarınızın farkında olmak zorundasınız, çünkü herkes zaten farkında.” İşin ‘bu tarafını’ gündeme getirmeye hiçbir gazetecinin cesareti yoktur. Olamaz da. Baskı altındaki medyada, ekmek parası derdindeki muhabir için “korkmak” doğa...
Haftanın en güzel değil belki ama en iyi günüdür pazartesi. En iyi huylusu, en yardımseveri, en sorumluluk sahibi, en cefakarı. Kimse mi sevmez ya bu günü? Neden ama neden? Hafta pazartesinden başlıyo diye mi? Eee o zaman salıdan başlıycaktı... Pazartesinin suçu değil ki bu haftanın suçu bi kere! İş günü olduğu için mi? Eee salı, çarşamba, perşembe, cuma da öyle. Hatta bazen cumartesi de! En çakal gün cumartesi işte. Bariz ortada. Yok tatil günüymüş de veni vidi vici. Çalışmaya mecbur kalınca görürüm ben o cumartesinin popülerliğini. Anında gider abi anında... Herneyse işte sanırım ben de yok yere pazartesi günün sıkıcılığına ve bunalımına kaptırdım kendimi. O yüzden kendimi avutma, pazartesiyi sevebilme çabası içerisine girdim. ama gene çalışmadı, olmadı. E napalım ama şimdi onun da suçu yok! Haftasonu gezen içen ben, uyumayan ben, bugünkü ve yarınki semineri kaçıran da ben! Amaan yaaa... Belki biz de bugünü helele velele diyerek akşam ederiz bir an önce. Bisou
Yorumlar
Yorum Gönder